Musa Eroğlu dinle


Online Dinleyebileceğiniz Musa Eroğlu Türküleri:
Musa Eroglu - Ceylan Gözlerine.
Musa Eroglu - Gitme Turnam.
Musa Eroglu - Mihriban.
Musa Eroglu - Nedendir (uzun hava).
Musa Eroglu - Sen Gittin Gideli (semah).
Musa Eroglu - Teldesin Gönül.
Musa Eroglu - Telli Turnam.
Musa Eroglu - Ya Hızır.
Musa Eroglu - Yare Söyleme.
Musa Eroglu - Halil ibrahim.
Musa Eroglu - Yine Karlar Yagdı Gönül Dağıma.
Musa Eroğlu - Yine Gel.
Musa Eroğlu - Acı Ölüm.
Musa Eroğlu - Açma Yaram Derindedir.
Musa Eroğlu - Bilen Gelsin.
Musa Eroğlu - Dağların Ardında Kuzum.
Musa Eroğlu - Dedem Korkut.
Musa Eroğlu - Dost Yüzün Gördükçe.
Musa Eroğlu - Emir Dağı.
Musa Eroğlu - Felek Çakmağını Üstüme Çaktı.
Musa Eroğlu - Gelmedi Nazlı Nazlı (Katre).
Musa Eroğlu - Gerizler Başı.
Musa Eroğlu - Halil İbrahim.
Musa Eroğlu - Harmana Serdiler Sarı Samanı (Katre).
Musa Eroğlu - Kesik Çayır.
Musa Eroğlu - Küçüksün Güzel.
Musa Eroğlu - Pınar Başından Bulanır.
Musa Eroğlu - Sele Verdim.
Musa Eroğlu - Unutursun Mihribanım.
Musa Eroğlu - Var Git Ölüm (Katre).
Musa Eroğlu - Yardan Ayrılmaz.
Musa Eroğlu - Yare Söyleme.
Musa Eroğlu - Yine Karlar Yağdı.
Musa Eroğlu - Yolun Sonu Görünüyor.
Musa Eroğlu - Çoban Yıldızı.
Musa Eroğlu - Karadır Kaşların.
Musa Eroğlu ve Tufan Altaş- Harmana Serdiler.
Musa Eroğlu ve Selda Bagcan ve - Yürüyorum Dikenlerin ustunde.
Musa Eroglu, Özlem Özdil, Güler Duman, Kıvırcık Ali - Alevilik.
Musa Eroğlu ve İbrahim Tatlıses ve - Eli Develi.
Musa Eroğlu ve Muhlis Akarsu.
Musa Eroğlu Kimdir? (Musa Eroğlu'nun Hayatı):
Doğum Tarihi: 1946.
Doğum Yeri: Mersin.
Mersin'in Mut Kazasi'nda doğdum.O zamanlar Mut 2500 nüfuslu bir ilçeydi.
Saz çaliyordum. Saz çalma babadan-dededen kalma gelenekti, aslinda. Bunu ögrenmek adeta zorunluluktu. Esasında bizim köyün dışında, Mut'tun diger köylerinde saz çalmak türkü söylemek pek yoktu. Yörede "Karacaoglan"la ilgili gelenegi, şenliği sürdüren bir köydü, bizimkisi. Çevrede davul-zurna dışında müzikal pek bir renklilik yoktu. O yüzden bizim köy biraz da dışlanmıstı çevre köylerce. Şenlikte oynadığım Karacaoğlan rolü beni çok etkiledi ve böyle sürüp gitti. Sürekli çalışarak, kendimi geliştirerek sanatımı bugünlere getirdim. Bu sanat ve her sanat için bir ömür yetmez aslında. Bir altyapı zaruri, okul zaruri tabii egitim temel zaruriyet. Mut'ta bir folklor gurubu olusturuldu. Ben orada görev aldım. O Karacaoglan oyununun, beni peşinden sürükleyen o oyunun peşinden gittim hep.
Gezebildigim bölgelerde, Trakya hariç, Anadolu'nun birçok köyüne ulaştım. Sadece Çorum'da 340 köy gezdim. Anadolu'da gördügüm şu; yaşamlarin inançların yüzde doksanı ortak. Gelenek ve görenekleri ortak. Yani ortak bir kültürleri var. Anadolu'daki kültür zamanla bir mozaige dönüşmüş. Biz kendi gelenek ve göreneklerimizi "şehirli kalıbı" içine oturtmaya çalışmışız. Şehirle özdeslestirmeye çalışmışız. Halbuki, çok uzunca bir evrim bu. Belki göçebe yaşamı şehirli için garip gelebilir; ama şehirlinin büyük kısmı huzursuzdur, yaşamından. Kırsal alandan şehre göçte, yozlasma yaşamış. Alt yapıya uyum yok. Sorunlar çok. Dil mesela, hiçbir zaman köydeki, obadaki, yayladaki insan şehirdekiler gibi konuşamaz. Konuşması da beklenemez. Benim için bile bu böyledir. Şehir bambaşka, Şehircilik bambaşka bir şeydir. Bu taşınmayla gelen insanlar, korunmuyor. Kurban Bayramı'nda apartmanda kurban kesen insanının çaresizligini düşünün. Halbuki o insan köydeyken, bunu çok dogal ve rahat yapıyordu. O kültür şehre taşınmamış demek ki. Kültürel ögeler budanmaya basladığı zaman, o güzel türkülerle yogrulan insanların ileriye dogru bakışları da törpülenmistir. Bu yüzden boşluktadır. Köyde dogmuş, büyümüs, olan biri olarak, her sene köyümü ziyaret ederim. Bu bir hasrettir. Bunu hiç ihmal etmedim. Simdi köyle şehir, şehirli ve köy kökenliler arasında bir kopukluk var. Keşke bu kopukluk giderilebilse. Böyle bir toplumda müzikle, gelenekle, türkü de törpülenir.
Anadolu'daki müzik formu incelenirse, Ege Bölgesi'nde geniş bir müzik formu oldugu görürüz. Mesela o zeybeklerdeki incelikler, etimolojik yapidaki güzellik, estetik ne kadar hoş. Sözler çok az, müzik daha fazla. Iç Anadolu'da sözler daha fazla, müzik daha az. Ege ve Karadeniz: Ege'de, ihtiyaçtan dolayi (sosyolojik nedenlerden taassuptan filan kaynaklanan) müzikli renklilik çesitlilik var. Bunu çalıyor. Daha evvel ne yapıyor? Bogaz havası dedigimiz bir şey var. Ilk önce havasiyla yüksek perdeden ihtiyaçlarini seslendiriyor. Bu ihtiyaç, bir alt yapıdan doguyor. 30-40 bin kişilik konserler yapılıyordu, Ege'de. Müziklerin bu kadar çeşitli olmasının Gerek Kültürü'yle mutlaka bir ilgisi var. Rodos'tan, Girit'ten derlenen türkülere baktığımız zaman, sadece sözleri farklı. Yunanca söylüyor, biz burada onun Türkçesi'ni söylüyoruz. Bu müzik, bu halkin alt yapısının rafineliginin yansımasıdır. Dogu Anadolu'da ise, iki veya üç dört sesten olusuyor melodiler. İç Anadolu'da da daha az. Karadeniz'de geçmisteki Pontusların torunları vardır. Ama bir kemençenin çalımı, hiç de küçümsenecek birşey degil. Tüm Anadolu'nun incelenmesi gerekiyor yani teker teker.
1965'teki iki tane 45'lik yaptım. Dinsel motifli şeyler okumuştum. O günden bugüne 1979'de bir uzunçalar yaptım. 15 tane kaset yaptım.  Birçok müzisyenin yetişmesinde katkım vardır. Belkıs Akkale, Bedia Akartürk, Selda Bagcan, Ümit Tokçan.... Anadolu'daki semahların kaybolmaması için, "Bin Yıllık Yürüyüş" isimli 90 dakikalik 2 CD semahları yaptım. Ticari amaçlı degildir bu. ileriye kalabilmesi için kaybolmasın diye. Bunu halk kültürüne bir katkı olarak görüyorum. Bunları yaşama geçirmek için, 1980'den(1983) sonra insanlara baglama felsefesini ögretmek için de bir dershane açtım...

Labels: , , , , ,



Leave A Comment:

Powered by Blogger.